Otomatik kapatma sistemi olan bir hastane

binasında çalışır. Gece vardiyasında bir ceset,

kendi adını taşıyan bir pasaportla bulunur.

Kamera kayıtları silinir. Hasta listesindeki bir

isim, onun eski soyadıdır.

Kapalı koridorda bir erkek, karanlıkta ona

seslenir. "Seni tanıyorum." Onun hafızası,

1940'lı yıllardaki bir evdeki olayları taşır. O

zamanlar, bir kadın, başka birinin yerine

geçmişti.

Hastane yönetimi, onu istihbarat birimine

gönderir. Yeni görev: bir yasak bölgeye gitmek,

orada bir tanıdık bulmak. Bölgede, sadece gizli

kimlikleri olan insanlar yaşar. Kimse özgün

ismini kullanmaz.

Bölgeye girerken, elindeki pasaportun üzerindeki

isim, onun çocukluğundan beri bilmediği bir

soyadır. Dışarıda, bir polis memuru, onun

hakkında soru sormaya başlar.

Yasak bölgede, bir sağlık merkezinde çalışır.

Bir hasta, onun çocukluğunu anlatır. "Seninle

aynı evdeydim." Hastanın gözleri, onun eski

gözlerini yansıtır.

Bölge lideri, ona bir işlem önerir. "İsmini

değiştireceksin. Ama bu defa, gerçek olacak."

İşlem, beyne entegre edilen bir sistemdir.

Kimlik, kopyalanır.

Kapalı odada, onun kopyası, kendisiyle aynı dili

konuşur. "Seninle aynı şeyi yaşamıştım.

" Bu, bir

tekrar. Bir tarih. Bir zorunluluk.

Hastane binasına döner. Pasaportu yeniden

kontrol eder. Üzerindeki isim, onun gerçek

ismidir. Ama artık, o isim, bir başkasının

olduğu gibi bilinir.

Yeni bir hasta, onun gözlerini görünce

susturulur. Onun gözlerinde, 1940'lı yıllardaki

bir kadın, tekrar canlanır.