Bir gece, 1940’lı yılların İstanbul’unda bir
hukuk bürosunun arka odasında, genç bir kadın
ailesinin kaybolan mirası için bir belgeyi elde
eder. Belgenin altındaki şifre, onu başka bir
evrene götürür. Orada, zamanın farklı bir
sürümünde, ailesi hâlâ yaşıyor ve o da bir
başkası gibi görünüyor.
Koruyucu erkek, bu evrendeki oğlu olarak
tanıtılmıştır. Onunla birlikte, iki evrenin
kesiştiği noktada bir dizi kurala uymak
zorundadır: her geçişte bir özden fark olur;
biri kaybeder, diğeri kazanır. Kadın, bu kuralın
altında kalan biri olmamak için, kendi
evrenindeki ailesini kurtarmak için risk alır.
Gizli bir mafya ailesi, ikiz evrenleri kontrol
etmeye çalışır. Koruyucu erkek, bu tehdidi
durdurmak için bir plan hazırlar. Kadın, onun
yanında olur. Ancak bir an, evrenlerin
birleşmesiyle, ailesiyle olan bağları tamamen
yok olur.
Koruyucu erkek, kadını kurtarmak için kendi
evreninden ayrılır. Ama bu, onun kaderine son
verir. Kadın, yeni evrende yalnız kalır. Ancak
bir an, koruyucu erkek’in kendi evrenindeki
mezarına gelir. Orada, onun ölümsüzlüğünü
sağlayan bir söz vardır: "Seni koruyorum, çünkü
sen benim doğruluk."


