Çöl rüzgârı, eski İstanbul’un taşlarını kazıyor.
Tarihi meydanlar, toprak altına gömülü, tıpkı
bir morg gibi. Yeni bir dünya, 1950’lerin
sonunda anayasa yazılırken çökünce kurulmuş:
kimse dışarı çıkmaz, çünkü dışarda güneşin
altında kalınca kan derisine dökülür. Yer altı
mahalleler, beş yüz bin insanın barındığı
kuyulara dönüşmüş. Her ev, bir mağara; her yol,
bir karar.
Bir kız, adını "Ayşe" olarak gizli
tutar. Aile,
onu "beyaz kılık" ile bir kent bakanıyla
bağlamış. Evlenme tarihi, bir ay içinde. O gün,
aile başkanı, zorla evlilik şartını tekrar eder:
"Sözleşmeli nikah, cinsel hukukumuzun
temeli."
Ayşe, yatak odasında bir kılıcı bulur. Uçsuz,
kıvrık, kırılgan bir silah. Ama o, bir vefalı
dostun bıraktığıdır.
O dost, İsmail, belediye komitesinde çalışır.
Dışarıda yaşamak için kural dışı uzmanlaşmıştır.
Geceleri, köprülerin dibinden su taşıyarak şehre
malzeme getirir. Bir sabah, Ayşe’yi kuyuya
inerken görür. Ona bir el uzatır. “Seni
görebilirim,” der. Hemen sonra, kulaklık sistemi
devreye girer: bu konuşma, bir suçtur. Her ses,
kayıt altına alınır. Kim konuşursa, ailesi onu
iki gece içinde çıkarır.
İsmail’in arka planda bir kart vermesi, dünyayı
değiştirir. Ayşe’nin yeni dokunulan kılavuzu,
aile yetkililerinin “toplumsal statü” sisteminin
çöküşünü gösterir: zenginlik, korktuğu kadar
değil; güç, onu kontrol eden kişilerin ismine
bağlıdır. İsmail, bir bilgi yolu açar: “Her şey,
kader çizgisiyle belirlenmez. Sadece koyduranlar
bilir.”
Aynı gece, Ayşe, ailesinin tüm kayıtlarını yok
eder. Bir depoda saklı, antik bir elektrik
sistemi var. Onu tetikleyince, tüm yeraltı
ağları karanlıkta yanar. Devreler kırılır. Aile
büyükleri, gözleri açık, duvarlara sırtlarını
dayar. Bir çocuk, annesini çağırmaya çalışırken,
sesi kesilir. Gözlerindeki yaşlar, gerçeği
anlatır.
Ayşe, İsmail’e doğru yürür. Yol, daralmış,
toprak çökmüş. Aralarında bir engel, bir kalkan.
İsmail, “Ben seni koruyacak değilim,” der. Ayşe,
kılıcı alır. Kendi kader çizgisini keser.
Çektiği acı, bir kez daha geçtiğinde, artık fark
etmez.
Yeraltı, bir karanlıkta sessiz. Ama bir şey
değişmiştir.
Yeni bir kılavuz, bir çocuğun elinde.
Ve ilk defa, bir kadın, kendi adımını bırakır.


