Yıldızlararası yolculuklar yasaklanmıştı.
Ülkelerin sınırları, gök cisimlerinin ışıklarına
göre yeniden çizilmişti. Bütün sistem, insanın
kara deliklerden çıkan hazzı ve korkusu üzerine
kurulmuştu.
Erkek, bir zamanlar sahneye çıkmış, parlak
ışıklarla dolu bir yıldızdan gelmiş gibi
gösterilen bir adamdı. Aslında, o, yalnızca bir
sürgün, karanlıkta kaybolmuş bir çocuktu. Uzayda
kalmak, onun için bir ceza olmuştu. Ama bu ceza,
ona başka bir şey de vermişti: bir hazine.
Hazine, bir kara deliğin merkezindeki ışıkta
saklanan bir bilgiydi. Onun adını, ailesini,
kökenini anlatıyordu. Ama bu bilgi, başka
birinin eline geçtiğinde, onun tüm yaşamı
yıkılacaktı.
Erkek, hazineyi almak için geri döndü. Ama artık
onun eski dünya yoktu. Sadece bir sürgün
hayatının izleri vardı. Hazineyi bulmak için,
bir mafya lideriyle anlaşmaya çalıştı. O, onun
ailesinin mirasını koruyordu. Ama Erkek, onunla
aynı dilden konuşamazdı.
Mafya, onu bir "kontrat"la bağladı. Evlenmesi
gerekiyordu. Bu evlilik, onun hazineyi almasına
yardımcı olacaktı. Ama Erkek, bu evliliği
reddetti. Onun için, bu bir zorba taktiği
değildi; bu, onurunu korumaktı.
Erkek, hazineyi buldu. Ama bu, onun başına bir
bela getirdi. Hazine, onun geçmişini ortaya
çıkardı. Onun gerçek kimliği, bir mafya
ailesinin soyundan geliyordu. Bu, onun ailesini
kurtarmak için çalıştığı yerde, onu hedef aldı.
Erkek, onurlarını kurtarmak için, mafya liderini
öldürdü. Ama bu, onun da ölümünü getirdi. Hazine,
onun cesedine kadar dayandı. Onun adı,
yıldızlarda yaşayacaktı. Ama o, artık bir sürgün
değil, bir adaletti.


