Bir kış sabahı, Konya'da eski bir evin çatısında,
1923'ten kalma bir tahta kutu çıkarılır.
İçindeki mühür, bir hanımefendiye ait. Kadın,
yıllar önce kendi ailesinin elinden kaçmış. O
gün, babası ona "seni bu evden asla
çıkaramayız"
demişti.
Evdeki diğer miras, bir mektup. Mektupta, aile
başkanının bir gizli çocuk olduğu yazıyor. Kadın,
bu bilgiyi öğrenirken, kentin yeni lideri
tarafından karşılanır. Lider, onun kimliğini
ortaya çıkartmak istiyor. Ama o, artık başka
biri.
Kutunun içindeki eşya, kentin her köşesinde hâlâ
etkisini hissettiriyor. Bir saatlik süre içinde,
bir baba, kızını zorla evlendirmek zorunda kalır.
Eşyanın gücü, toplumsal statüyü ters yüz eder.
Güçlü kadın, bir kez daha kendi yasalarını kurar.
Evdeki tüm eşyalar, bir anlık ışıkta yanar. Ama
bu yangın, sadece bir başlangıç.
Kentine geri dönen kadın, eski evin yerine bir
okul inşa eder. Onun adı, kentin yeni ismi olur.
Yeni nesil, onun anısına kitaplar yazar. Ama
hiçbir zaman, o kutuyu açmazlar.


