İstanbul 1948. Kadın, evinden kaybolur. Hafızası
silinir. Her şey tanınsızdır. Gördüğü her yüz,
her yer, her ses onu korkutur.
Onu bulan adam, sadık koruma görevlisidir.
Onunla birlikte güvenli bir evde tutulur. Oysa
kadın, evin sakinleri arasında kendi kimliğini
aramaktadır.
Geceleri rüyalarında çığlıklar duyuyor. Bir
kıyıda, bir gemide, bir aileyle birlikte.
Rüyaları gerçektir. Ama neden?
Adam, onun eski kimliğini araştırır. Kılavuzluk
eder. Kadın, bir mafya liderinin kızı olduğunu
öğrenir. Babası, o dönemde devleti ele geçirmek
istemiştir.
Hafızası yeniden canlanırken, kadın, kendi
başına hareket etmeye başlar. Adam, onun sırrını
korumak için kendi hayatını riske atar.
Bir gece, kadın, kendi evine döner. Eski eşyası,
fotoğraflar, anılar. Ama bu ev, onun değil.
Kimse onu tanımaz.
Adam, onun gerçek kimliğini açıkça belirtir.
Kadın, babasının intikamını almak istemektedir.
Ama bu, onu kendi geçmişine sürükler.
Karanlık bir gece, kadın, babasının eski eşiyle
karşılaşırlar. O, artık yaşlıdır. Kadın, ona
yaklaşır. Ama o, onu tanımaz.
Adam, kadını korurken, kendini de kaybeder.
Kadın, hafızasını tamamen geri kazanır. Ama bu,
onun yeni bir dünya içinde olmasına neden olur.
Karanlık bir son, ama kadının kendi hikayesiyle
barışmasıdır.


