Yeniçeri Mahallesi’nde 1923 yılında doğan Zeynep,
babasının sadece kırık yıldızlı bir kolyeyle
tanındığı bir ailede yetişir. Babası, yeni
kurulan cumhuriyetin adamlarından biri; annesi
ise eski bir hanımefendisidir. Aile, Batılı
değerlerle iç içe yaşar ama gizli bağları
kesilmez.
Zeynep, on sekizinde bir yangında kafatasına
darbe alır. Anımsamayı kaybeder. Halka gizlenir;
başka bir kimlik altında büyüyerek yine aynı
mahallede bulunur. Oysa aile, onun hâlâ yerde
olduğunu bilmez.
Yeniçeri Mahallesi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında
modernleşir. Kadınlar okula gider, erkekler
kıyafet değiştirir. Ama ailelerin gizli bağı,
zamanla bunalıma girer. Zeynep, bir gün kolyeyi
bulur ve anımsamaya başlar.
Anılar, babasının siyasi düşmanlarını öldürdüğü,
annesinin de bunu gizlediği gerçekleri ortaya
çıkarır. Aile, bu suçlara karşı savunma
hazırlarken, Zeynep’in kendi sahip olduğu bir
güç, onları altüst eder.
Bir gece, annesi Zeynep’e "Seni kurtarmak için
her şeyi verdim" der. Zeynep, annenin sözünü
doğru bildiğini anlar. Ama o da aynı anda,
babasının ölümünü kendi eliyle yaptırmak zorunda
kalır.
Aile, bu sonucu kabul etmez. Zeynep, artık hem
mirasçı hem de suçlu olur. Mahalle, onun yüzüne
bakmaz. Ama Zeynep, kolyeyi kollarına geçirir ve
gizli bir yol izlemeye başlar.
Bu yol, onun özgür olmasının yolu değildir. Ama
bir daha asla kırık yıldızlı bir çocuk
olmayacaktır.


