İstanbul’un merkezindeki eski bir evin bodrum

katında, bir kadın elindeki kadehi içmeye karar

verir. Üvey annesi ona bu içeceği getirmiş,

"senin için en iyi" demiş. Kadın, bu

anı baştan

sona yeniden yaşar: annenin hediyesi, oğlunun

hayatta kalmak için yedirdiği zehir olur.

Evin içindeki diğerleri, kadının kadehi

boşalttığını görür. Onlar, üvey annenin başka

bir planı olduğunu bilmez. Ama kadın, kadehin

dibindeki küçük delikten kan akarken fark eder.

Bu, bir zamanlar babasının ölümünden sonra kendi

başına bırakılmış bir gizemdir.

Üvey anne, evdeki tüm güvenlik sistemlerini

devre dışı bırakır. Kadın, karanlıkta bir kapıya

ulaşır. Kapı arkasında, babasının yıllar önce

sakladığı bir dosya vardır. Dosyada, üvey

annenin gerçek kimliği ve mirasın sahtekârca

dağıtımı yer alır.

Kadın, dosyayı çalarak evden kaçmaya çalışır.

Ancak üvey anne, onu sokağa çıkarırken yakalar.

Kadın, kadehi elinde tutarak durur. Üvey anne,

"seni öldürmek istemiyordum" der. Ama kadın,

kadehi kırar. İçindeki sıvı, üvey annenin yüzünü

yanar. Kadın, bu anı bir daha unutmayacaktır.

Üvey anne, yaralı olarak sokakta kaybolur. Kadın,

kadehin içindeki sıvıyı bir hastaneye götürür.

Doktor, bu sıvının yıllar önce bir politikacıyı

öldürmüş olduğu bilgisini verir. Kadın, bu

sıvının babasının ölümünde de rol oynadığını

öğrenir.

Evdeki diğerler, üvey annenin kaybolduğunu fark

eder. Kadın, bu evi terk eder. Ama evin

anahtarını alır. Mirasın gerçek sahibi olduğunu

bilir. Kadın, bu anahtarı kullanarak bir banka

hesabına erişir. Hesapta, babasının yıllar önce

gizlediği para ve arsalar yer alır.

Kadın, bu parayla yeni bir hayat kurar. Üvey

anne, olaydan sonra kaybolur. Kadın, bu anı bir

daha düşünmemek ister. Ama kadeh, her gece

rüyasında onu zorlar.