Yeni dünya, 2045'te başladı. Yeraltında kurulan
"Zihin Ağı", insanları düşüncelerle bağladı.
Düşünmek artık yasaktı. Kimse sadece kendi
zihninde konuşamazdı. Her düşünce, ağda
kaydedilir ve kontrol edilirdi. Bu sistem,
devletin tüm kararlarını belirleyen tek kaynaktı.
Erkek, adı Gökhan, bir bakanın özel asistanıydı.
Onun görevi, ağdaki verileri düzenlemek ve
“sakıncalı” düşünceleri temizlemekti. Ancak bir
gün, bir kadın ölümden döndü. Zihin Ağı'na
bağlanmadan önceki anılarını hatırlıyordu.
Gökhan, onu korumak zorunda kaldı.
Görevi, onu silmekti. Ama kadın, ona kader
bağını gösterdi. Birbirlerini tanımadıkları
halde, her ikisi de aynı hikâyeyi yaşıyordu.
Gökhan, onunla buluştuğu anda, zihin ağına bağlı
olduğu fark edildi. O an, onlar için kaderin
başlangıcıydı.
Sessiz tanık, bu bağın altında saklı olan
gerçekleri keşfetmeye başladı. Kadın, eski bir
bilim adamının kızıydı. Onun babası, zihin ağı
sisteminin yaratıcısıydı. Ama sistem, onu
öldürmüştü. Kadın, kaderin tekrarlanmasını
engellemek istiyordu.
Gökhan, kadının hedefine ulaşmak için ağı
çözmeye çalıştı. Ama her adım, ona daha fazla
zorluk getirdi. Kader bağları, onları bağlamaya
devam etti. Her biri, diğerinin geçmişinde vardı.
Bu, kader değil, bir döngüydü.
Sonunda, Gökhan, kadının babasının anısını
kullanarak ağın merkezine girdi. Orada, kendi
zihnindeki en karanlık anılarla karşılaştı.
Onlar, birbirlerini tanıdık çünkü birbirlerinin
kaderi olmuşlardı.
Ağ, onları serbest bıraktı. Kadın, Gökhan’ın
hâlâ kendi zihninde olduğunu fark etti. Onlar,
artık kader değil, birbirlerinin özüydüler.
Kader bağları, sonunda kırıldı. Ama bu, sadece
başlangıçtı.


