Yeni bir kabile, taşlı yolların sonunda karanlık
bir dağda doğar. Onlar, eski zamanlarda
anlatılan "ruh eşi" inancına sadık kalır. Her
bireyin bedeni, başka birinin ruhuyla doldurulur;
bu, onların yaşamlarını sürdüren tek yol.
Kabile lideri, genç bir kadının ruhunu almak
isteyen yabancı bir güçle karşı karşıya gelir.
Bu güç, şehirlerde yaşayan insanlara dayanarak,
kabileye yeni bir dünya mekanizması getirir:
insanlar artık kendi ruhlarını kendileri
seçebilir.
Kabile içinde, gururlu bir mirasçı olan kadın,
bu değişime direnir. O, kendi ruhunu başka
birine vermekten kaçınır. Ancak, kabile içi
gerilimler artar. Bir hata, herkesin ruhunu
karıştırır.
Yabancı güç, kabileye baskı yapmaya başlar.
Kadın, kendi ruhunu korumak için bir plan
geliştirir. Onun amacı, kabileyi yeni
mekanizmadan korumak değil, onu yeniden
düzenlemektir.
Kabile içi çatışma, şehirdeki güçlerle birleşir.
Kadın, kendi ruhunu bir savaştaki kahramanla
değiştirir. Bu değişim, kabileyi yeni bir şekle
sokar.
Sonuçta, kabile, kendi ruhunu kendi seçer. Ancak
bu, onları daha fazla bölüntüye götürür. Yeni
bir düzen, ancak büyük bir fedakarlıkla kurulur.
Kadın, kendi ruhunu kaybeder ama kabileyi
kurtarır. Bu, onun gururu ve fedakarlığına
dayanan bir seçimdir.


