Kadın, 1930'larda İstanbul'un kalabalık
sokaklarında dolaşır. Kıyafetleri eski moda, ama
ruhu modern. Babası, yeni kurulan Cumhuriyet'in
emirlerine uymak zorunda. Onurunun fiyatı,
evlilikteki taahhütlerdir. Kadın, ailesinin
tercih ettiği erkekle evlenmek zorundadır. Ancak,
bir gece, mezarlıkta geçen bir rüya onu başka
bir yere götürür.
Fantastik dünyada, ölü ve diri arasında geçiş
olan bir yer vardır. Burada, ruhlar seslerini
duyurabilir. Kadın, bu mekanda sessizlikten
kurtulmak için bir deney yapar. Ruh Çağırma adı
verilen bir rituel kullanır. Ama bu işlem,
sadece güçlü bir istekle yapılabilir. Kadın,
kendi isteğini kullanır. Bu, onun hırslı rakibi
olan babasının planına karışır.
Hırslı Rakip, kadının aile bültenindeki sırrı
bilir. Onun kaderi, yeni devletin kurallarına
uygun olmayan bir gizemdir. Rakip, kadını
kontrol altına almak için bir tuzak kurar. Bu
tuzak, onun ruhunu kendiyle bağlamaya çalışır.
Kadın, bu bağın biteceği anı beklerken, bir anda
kendisini başka bir zaman ve yerde bulur.
Gerilimli bir an, mezarlıkta başlar. Kadın, bir
cesedin yanına düşer. Ceset, onun eski bir
kusuru taşıyor. Bu, onun ailesinin gizlediği bir
suçtur. Kadın, bu gerçekle yüzleşirken, rakibin
planının tamamlandığını fark eder. Ama o, bu
plana karşı koyacak bir yol bulur.
Onur Mücadelesi, bu anlarda belirir. Kadın,
ailesinin gizli kimliğini ortaya koyar. Bu, onun
özgün kimliğiyle başa çıkmasıdır. Rakip, bu
durumdan dolayı yenilgiyi kabul etmek zorunda
kalır. Kadın, artık kendi ruhunu kontrol
edebilir. Bu, onun kaderiyle başa çıkma
mücadelesidir.
Kadın, mezarlıkta kalmaz. O, yeni bir dünya
kurar. Bu dünya, eski ve yeni inançların
birleştiği bir yerdir. Onun hırslı rakibi, bu
yeni düzenin içinde kaybolur. Gerilimli bir son,
onun kendi ruhuna döndüğünde başlar. Onun bu
dönüşümü, onurunun bir parçasıdır.


