Bir laboratuvarda karanlık deneyler yapan bir
bilim insanı, 1940'lı yılların başlarında ortaya
çıkan zehirli gazın etkisiyle ölüyor. Olay
yerinde yalnızca küçük bir kız kalır; onun adı
Ayşe. Onun annesi, devletin yeni kurulan askeri
teşkilatına bağlı bir doktordan geliyor. Ayşe,
sadece birkaç ay yaşındayken, babasının ölümüyle
birlikte ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınıyor.
Bir yıl sonra, Ayşe’nin annesi, kentteki en
güçlü mafya grubuna ait bir evde çalışmak
zorunda kalır. Ayşe, bu evde baba gibi davranan
ve kendi kimliğini gizleyen bir varisle
karşılaşıyor. Bu varis, kendini bir kuzen olarak
tanıtır ama Ayşe, onun gözlerinde eski
zamanlarda yaşamış olan bir kişinin izlerini
görür.
Ayşe, bu evde geçirdiği günlerde kendi bedeninde
garip değişimler hisseder. Yatak odasındaki
duvarlarda gizli semboller belirir. Onun
elindeki silah, aynı zamanda bir bilimsel cihaz
gibi çalışır. Bir gece, evdeki diğer çalışanlar
uyurken, Ayşe, kendi vücudunda bir anormalik
fark eder: onun kollarında parlak çizgiler
belirir, sesi farklı çıkar.
Mafya lideri, Ayşe’nin başına bir şey gelmesini
istemiyor. Onu başka bir şehre göndermek istiyor.
Ancak Ayşe, kendi bedenindeki güçten haberdar
olur. Geceyi geçirmek için kendi evine dönerken,
bir saldırıya uğrar. Kaskı olmayan bir adam, onu
tutuklamak ister. Ayşe, kendi kollarındaki
ışıkları kullanarak odaya giren adamı kör eder.
Ayşe, kendi varis kimliğini öğrenir. Babası,
eski bir bilim adamıydı; oğlu olduğu iddia
edilen kişi, onun son deneyinin ürünüdür. Ayşe,
bu gücü kullanarak kendi hedefine ulaşır. Mafya
lideri, onunla ilişkisini kesmek zorunda kalır.
Ayşe, artık kendi yolunu seçebilir.
Ayşe, mafya içindeki tüm bağlantıları koparıp,
yeni bir dünya kurmaya başlar. Onun gücü,
sınırların ötesine geçer. Ama bu güç, onu
herkesin hedefi haline getirir. Ayşe, artık
yalnızca kendi kaderini değil, tüm çevresinin
kaderini de belirleyebilir.


