İstanbul 1948. Eski bir mafya liderinin oğlu
olan Ahmet, babasının cesediyle birlikte ortaya
çıkan bir şifreli dosyayı bulur. Dosya, 1923'te
kurulan yeni devletin gizli bir deneyini anlatır:
insan zekâsının doğaüstü güçlerle donatılması.
Ahmet, bu deneyin gerçek hedefinin bir "ölüm
sonrası dönüş" süreci olduğunu fark eder.
Sadece iki kişi bu deneyi yaşamıştır. Birincisi,
1935'te kaybolan bir bilim adamı. İkincisi,
1947'de ölen bir askeri komutan. Ahmet, bu
ikisinin ölüm nedenlerini incelemeye başlar.
Bir evde kalmak zorunda kalır. Ev, 1923'te
yapılmış ve yıllarca boş bırakılmıştı. Oda
içinde, bir tarihçi tarafından yazılmış bir not
bulunur: "Yeni devletin en büyük hilesi,
insanları öldürebilir, ama yeniden yaşatabilir."
Ahmet, evdeki bir odada bir ışıkla karşılaşır.
Işık, onu 1923'e götürür. Burada, babasının
gençliğiyle aynı kişiyi görür. Ancak bu kişi, o
dönemdeki devletin temsilcisi olarak bilinen bir
adama benzer. Ahmet, bu kişinin babasının değil,
eski bir bilim adamının olduğunu anlar.
Geri dönerken, elinde bir kamera bulur. Kamera,
1923'teki bir deneyi kayıt altına almıştır.
Deneyin sonunda, bir kişi ölüyor. Ancak
kameradaki görüntüde, o kişi bir süre sonra
tekrar hareket etmeye başlar.
Ahmet, bu deneyin başka bir versiyonunu yapmaya
karar verir. Kendi vücuduna bu deneyi uygular.
Deneysel bir serumun etkisinde, beyni değişir.
Daha güçlü, daha hızlı, daha sadece kendini
koruyan bir hale gelir.
Ama bu değişim, bir şeyi de öldürür: Ahmet'in
eski karakteri. Onun yerine, bir karanlık bir
varlık oluşur. Bu varlık, eski düşmanlarını yok
eder. Babasının mafyasına karşı kalkışır.
Sonuçta, Ahmet'in bedeni ölüyor. Ama zekâsı,
1923'te yapılan deneyin yaratığı olan bir
kişilikle birleşir. Yeni kimliği, eski
zamanlardan gelen bir bilgiyi taşır.
Bu bilgi, 1948'deki Türkiye'nin geleceği
hakkında korkutucu bir tahmin içerir. Ahmet, bu
bilgiyi paylaşmak zorundadır. Ama nasıl? Kimse
onu tanımaz. Herkes onu bir cinayet şüphelisi
olarak görür.
Ahmet, bir mektup yazarak bu bilgiyi bir radyo
kanalına gönderir. Mektup, 1948'de yayınlanır.
Sonraki gün, polis onu arar. Ancak Ahmet, artık
ölmüş gibidir. Yalnızca bir ses kalır: "Hayat,
sadece bir deneydir. Ve biz, onun parçasıyız."


