İstanbul’un en şıklığındaki bir apartmanda,
kocasıyla alakasız bir şekilde ölen bir kadının
evi boşaltılır. Onun adı Ebru. Kimse onunla
konuşmadı, kimse onunla yaşadı. Ama herkes onun
mirasını ister.
Ebru'nun babası, eski bir mafya lideri olan
Halil, bir gün kendi oğluyla anlaşmaya varır:
Ebru’nun mirası, oğlunun yeni eşiyle eşit olacak.
Kadın, bir sözleşmeli nikah altında olacak.
Ebru’nun kocası, bir zamanlar şehirdeki en güçlü
gizli ağın başıydı. O da öldürüldü. Ama bu
sadece bir başlangıç.
Ebru, evden çıkarılırken bir kağıt bulur.
Üzerinde, bir kan antlaşması. Onun adı yok, ama
tarihi belli. Bir başka ailenin kaderiyle
bağdaşan bir imza.
Ama olaylar hızlanır. Ebru, yeni eşiyle birlikte
bir evde yaşar. O kişi, bir kara ticaret
ailesinin çocuğu. Onun adı Mehmet. Ama Mehmet’in
gerçek adı başka.
Mehmet, Ebru’yu kandırarak onun mirasını eline
geçirmek istemiyor. Onunla aynı hedefi paylaşmak
zorunda.
Ebru, bir an önce kurtulmak istiyor. Ama o an,
ona bir silah verilir. Kan antlaşması, onunla
aynı anda iki ailenin kaderini değiştirebilir.
Yeni evde, Ebru, bir gecede yatak odasında bir
ceset bulur. Onun kocası değil, ama aynı kan
antlaşmasının diğer tarafı.
Mehmet, o cesedi görünce bir karar verir. Onun
ailesi, Ebru’nun ailesiyle aynı kan
antlaşmasının kurallarını bilmiyor. Bu, bir
savaş başlatır.
Ebru, sonunda kendisini korumak zorunda kalır.
Ama o, sadece kendi hayatını değil, tüm
ailelerin geleceği için de mücadele eder.
Kan antlaşması, artık onun elinde. Ama bu, bir
son değil, sadece bir başlangıç.


