Yeni tip bir şehirde, otomobil fabrikaları ve

petrol boruları tüm yaşamı şekillendirir.

Yeraltı güçleri, üst üste binen binaların

altında sessizce büyür. Bütün sistemler,

1970’lerden beri gelen yeni düzenin altına

sıkışmıştır.

Bir an evlat edinme sözleşmesiyle, bir mafya

kralının kızı, büyük bir ailenin altıncı karısı

olur. Geleneksel değerler, onun sahip olduğu her

şeye karşı koyar. Ama o, yalnızca bir taşın

altına kapanmış bir köle değil, içindeki ateş de

yanmaktadır.

Sınıf farkı, her adımda onları böler. Onlar,

farklı sokaklardan gelir; biri, karanlıkta

çalışan bir mekanikçi; diğeri, dolarla parlayan

bir bankacı. Birbirlerini tanımadan, ama aynı

hedefe doğru ilerlerler.

Yasak ilişki, sadece gözden geçmeye yetmez. Bir

an, bir karanlık sokakta, iki gölge birbirlerine

dokunur. Sonra, bir el silahla vurulur. Daha

önce hiç olmadığı kadar, onlar aynı hedefe

sahiptir: hayatta kalmak.

Despot Baba, oğlunun kalbindeki bu tutkuyu

görmezden gelir. O, bir an önce evliliği sona

erdirmek istemektedir. Ama oğlu, artık bir çocuk

değildir. Onun için, bu ilişki, bir tür intikam

gibidir.

Karamsar bir kış, onları bir araya getirir.

Şehir, soğukta donmuş, ama içlerinde bir yangın

yanar. Sınıflar, birlikte yeniden tanımlanır.

Yasak, kırılır. Ama sonuç, sadece bir

başlangıçtır.

Bir gün, şehir, onların cesetlerini bulur. Ama

onlar, sadece ölmüş değiller, değişmişlerdir.

Yeni bir dünya, onlarla birlikte doğar.