Şehir, dört yıl önceki yangın sonrası yeniden
inşa edilir. Yeni yapılar, eski evlerin yerini
alır; insanlar, eski isimleri unutur. Bir erkek,
kendi adını da unutur. Kadınlar ona "
Ahmet" der,
ama o biliyor ki gerçek ismi başka.
Karanlıkta yürüyenler, rüyalarında bilinçsizce
konuşur. Onu tanımak isterler. Bir gece, bir
kadın onun rüyasına girer. Ona "sen benim ruh
eşimsin" der. O, bu sözü duyar duymaz kendini
tanımlar.
Erkek, rüya alemini keşfeder. Dış dünyada
yaşanan her şey, rüyada tekrarlanır. Fakat
rüyadaki kişiler, gerçek dünyada ölmüş olabilir.
Bu bağlamda, kadının bir zamanlar ölü olduğunu
fark eder.
Rüya aleminin kuralları vardır: her rüya, bir
kişinin ölümünü yansıtır. Kadın, erkeğin
rüyasında yaşamaya devam eder çünkü onun
hayatında bir yerde hâlâ var. Erkek, bu gerçeği
anladıkça korkar.
Karanlık, rüya alemini kontrol eden bir güçtür.
Her rüya, karanlığın elinde şekillenir. Erkek,
karanlığı kendi rüyasında yaratmaya çalışır.
Ancak karanlık, onu zorla rüya aleminin içine
sokar.
Erkek, kadının rüyasında ölen bir adamı bulur.
Adam, onun eski hayatını anlatır. Erkek, bu
adamın kendi öz babası olduğunu öğrenir. Babası,
yangında ölmüştür. Rüya aleminde, babası hâlâ
yaşıyor.
Karanlık, bu bağlantıyı kesmek ister. Erkek,
rüyada babasını korumak için mücadele eder. Rüya
aleminin merkezindeki kuleye girer. Kule, rüya
dünyasının tüm yönlerini kontrol eder.
Erkek, kuledeki karanlıkla yüzleşir. Karanlık,
ona "senin gerçek hayatın burada
bitiyor" der.
Erkek, karanlığı kendi rüyasında yaratmakla
yetinmez; onu yok eder.
Rüya alemindeki herkes, karanlığın etkisinden
kurtulur. Erkek, gerçek dünyaya döner. Kadın onu
bekler. Onların rüya ilişkisi, artık sadece rüya
değil, bir bağlantıdır.
Erkek, kendi adını hatırlar. Adı, babasının
adıdır. Kadın, onun ruh eşi olarak kalır. Dünya,
yeni bir şekilde işler. Rüya aleminin gücü,
artık onlara aittir.


