Erkek kanalı, kuzeydeki mafya şefinin oğlu olur.
On beş yaşındayken babası, bir anlaşmaya dair
bir söz verir: onu bir siyasi ailenin kızıyla
evlendirecek. Kızın ailesi, Cumhuriyet'in ilk
yıllarında Osmanlı'dan yeni çıkmıştır. O gün,
Erkek kanalı kendi adını kaybeder; artık "Bilge
Dede" olarak bilinir.
Tarihi, 1923'ten beri değişmemiştir. Yeni bir
devlet kurulurken, eski geleneği korumak
isteyenlerle modernleşmeyi savunanlar arasında
çatışma başlar. Evlilik sözleşmesi, sadece iki
aileyi değil, tüm bölgeyi de etkiler. Bilge Dede,
kendi kimliğini kaybetmeden önce, kızla buluşur.
Onun da annesi, birinci dünya savaşı sırasında
bir Avrupalı diplomatın çocuğu olmuştur.
Sözleşmeli evlilik, her iki aileden de gizlenir.
Ama Bilge Dede'nin kaderi, bir bebek sürpriziyla
değişir. Kız, gizlice bir çocuk sahibi olur.
Erkek kanalı, bu haberi öğrenir. Bu bebek, hem
onun hem de ailesinin hayatta kalması için bir
şarttır. Ama babası, bu durumu kontrol etmek
için onu hapse atar.
Hüzünlü, evlilikten sonra her gün artar. Bilge
Dede, kendi çocuklarını göremez. Ama bir gün,
gözden kaçan bir mektup bulunur. Mektupta,
bebeklerin yaşadığı bir köy yazılır. Onun, kendi
adını taşıyan bir çocuğun olduğu anlatılır.
Bilge Dede, kendi çocuklarını bulmak için
şehirden kaçar.
Erkek kanalı, onu takip eder. Ama bu sefer,
Babası'nın emriyle değil, kendi iradesiyle
hareket eder. Köye vardığında, bir kadın ona
bakar. "Senin gibi gözlerin var," der. Bilge
Dede, kendi çocuklarını bulur. Ama bu, yalnızca
başlangıçtır. Çocukların annesi, bir zamanlar
onun eşinin kızıydı. Bu, aile entrikasının en
derin noktasıdır.
Hüzünlü, artık sadece Bilge Dede'ye değil, tüm
aileye yansır. Bebek sürprizi, bir kader
değişimi olur. Ama bu değişim, sadece bir
başlangıçtır. Her şey, başka bir soruyla başlar:
Bu çocuklar, kimlerin çocuklarıdır?


