Sarımsaklı köyde doğan Erkek, babasının gizli
evladı olduğu günün ardından kaçar. Ağır işlerle
geçimini sağlayan bu adam, annesinin ölüsünü
almak için şehre döner. O sırada, annesinin eski
evi, yeni bir mafya güç tarafından ele geçirilir.
Erkek, annesinin eski evinde çalışırken, bir
bababalık ilişkisi kurar. Ancak bu ilişki, bir
kara kartalın gözünde, bir taşın altına
bastırılmıştır. Bir gece, onunla birlikte geçen
bir kadın, bir cinayetin izini sürerken ölen
kişiden tanıdık bir ses duyduklarını söyler.
Erkek, annesinin mirasını elden çıkartmak
isteyen bir gruba karşı durur. Ama bu grup, onun
babasının eski dostlarıdır. Gecenin sonunda, bir
silah sesiyle, bir çatıdan inen bir gölge,
annesinin eski evinin sahibi olur. Bu kişi,
Erkek'in babasının hâlâ hayatta olduğunu iddia
eder.
Erkek, bu yeni gerçekle yüzleşir. Babası, yıllar
önce kaybolmuş gibi gösterilen biri olarak,
karanlıkta başka bir hayat yaşamıştır. Bu bilgi,
onu hem korkutur hem de kendi kimliğini yeniden
tanımlamaya zorlar.
Bir rüzgar, annesinin eski evinin çatısını yıkar.
Erkek, burada bir mektup bulur. Mektupta,
babasının bir zamanlar bir mafya anlaşması
yapmış olduğu, ama sonra bu anlaşmayı bozduğu
yazılır. Bu, onun kendi ailesine karşı bir kan
davası başlatmasına yol açar.
Erkek, babasının eski düşmanlarını tek tek
ortadan kaldırır. Her biri, annesinin ölümüyle
ilgili bir parça olanlardır. Sonuçta, babasıyla
yüzleşir. Ancak bu yüzleşme, yalnızca bir
anlamsız çatışma değildir. Onlar, aynı tarihten
gelir, aynı hedefleri paylaşır.
Erkek, babasının hâlâ hayatta olduğunu öğrenir.
Ancak bu, onun ailesine karşı olan yükümlülüğünü
daha da ağırlaştırır. Babası, onun içindeki
gizemli kuvveti fark eder. Ve bu kuvvet, artık
bir taşın altına değil, bir silahın ucuna
getirilir.


