Kızılay’daki eski bir hanımefendi evi,

1930’ların sonunda boşaltılıyor. Onun yoksul

oğlu, yeni bir yaşam için şehre kaçar. Evdeki

koltukta otururken, bir mektup bulur: "Seninle

evlenmek istiyorum." Mektubun imzası, bir mafya

liderinin kızı.

İlk gün, onun evine getirilir. Kapıda, gizli

kimliğiyle tanıdığı bir kadın duruyor. Onun ismi,

bir zamanlar babasının düşmanıydı. Evlilik

sözleşmesi, kara paraları ve bir suç kaydı

içeriyor.

Bir ay sonra, evdeki her şey değişir. Kadın, evi

satarak para toplamaya başlar. Onun yanında, bir

kâhya da bulunur. O, aynı zamanda eski bir

dosttur. Kadın, her gece babaannesini ziyaret

eder.

İkinci ay, kâhya, bir cinayet işler. Kadın, bu

yüzden mahkemeye çıkarılır. Kızılay’da bir

mahkeme salonu kurulur. Orada, herkesin gözleri

altında, evlilik sözleşmesi yeniden okunur.

Üçüncü ay, mahkeme kararı verilir. Kadın, hapis

cezası alır. Kızılay’daki ev, satılır. Oğlan,

artık hiçbir şey olmaz. Ama bir gün, başka bir

mektup gelir: "Yine seninle evlenmek

istiyorum."

Sonuç, karanlıkta sessiz bir evde, iki sesin

içine kapanmasıdır.