Kapıda duran adamın elindeki mektup, onu 1923'te

kurulan yeni devletin gölgelerine sokar. Yeni

bir yaşam, eski bir ada. İmparatorluğun

kalıntıları, hâlâ mahallelerde dolaşıyor.

Kadınlar hâlâ taşınmış kıyafetler giyiyor,

erkekler hâlâ oyun bahçelerinde saklanıyor. Onun

görevi, bir ailenin sırrını korumak. Ama bu aile,

sadece bir aile değil, bir devletin ölüsü.

Yeni evdeki ilk gece, gizli bir odada bir sigara

yanar. Duman, karanlıkta belli eder ki burada

başka bir kimlik var. Kızın adı, bir zamanlar

bir padişahın kızıydı. Şimdi, bir emekli subayın

kızı. Ama kıyafeti, gizlediği tarihi anıtlar

gibi sert ve katı. Onun görevi, onu korumak. Ama

o, onun hâlâ bağlı olduğu bir şeyi hatırlıyor:

gizli bir söz.

Gece yarısı, kapıya vuran ses, onu uyandırır.

Bir silah sesi. Odaya girdiğinde, kızın yatağı

boş. Arka sokakta, bir araba duruyor. Arabada,

bir koltukta oturan adam, gözlerini ona dikmiş.

"Senin deden seni arıyor," der. Onun

dedesi, bir

askeri lider. Ama o, artık sadece bir geçmiş. Bu,

bir ihanet geceSİ. Kimse, kimseyi güvenmiyor.

Herkes, kendi hikayesini saklıyor.

Ertesi gün, kızın evi boş. Onun görevi, onu

bulmak. Ama o, bir başka evde, bir başka

kimlikte. Kadın, bir mafya liderinin karısı.

Onunla konuşurken, sessiz bir an geçer. Kadının

gözleri, onun hatıralarını okuyor. "Sana bir söz

verdim," der. O, hatırlamaz. Ama bu söz, onun

hâlâ bağlı olduğu bir şey. Bir kaza, bir gizli

yol. Ama o, artık sadece bir koruma. Ve bu, onun

son gecesi olacak.

Gizli bir metroya iner. Metronun içinde, bir

mektup. "Onu kurtarmak için sana gerekiyor.

" O,

metroyu terk eder. Sokaklarda, bir kavuşma. Ama

o, bir daha geri dönmeyecek. Onun görevi,

bitmiştir. Ama o, hâlâ bir kara yazısının

altındadır. Toplumsal statü, bir kader. Hüzünlü

bir son.