Erkek, sokakta bulunan bir çocukla karşılaşıp

onu evine alır. Çocukun adı, babasının kaybolmuş

olduğu bir aile bağlamında çıkar. Ama çocuk,

gerçek kimliğini saklıyor.

Cumhuriyet Dönemi'nde yeni kurulan devletin

yasaları, çocuklara yabancı dillerle

eğitilmesini zorunlu kılıyor. Erkeğin evindeki

bu çocuk, okulda anlatılan tarihlerle çelişen

bir geçmiş taşıyor. Bir öğretmen, çocuğun sözde

"Ottoman kökeni"nden dolayı okuldan

atılmasına

karar verir.

Erkek, çocuğu korumak için mezarlıkta bir mektup

bulur. Mektup, çocuk hakkında bilgi verirken,

aynı zamanda oğlunun gerçek kimliğini sorgular.

Oğlanın babası, cumhuriyetin kurucularından

biriymiş. Bu bilgi, aile içi gizemleri açığa

çıkarır.

Erkek, çocukla birlikte bir mahallede kalmaya

karar verir. Mahalle, eski Osmanlı'dan kalma

geleneklerle doludur. Çocuk, burada kendini

tanıtmaktan kaçınır. Ancak bir gün, bir mahalle

sakininin elindeki eski bir resimde, oğlanın

yüzüyle eşleşen bir kişi görülür.

Erkek, resmi almak için mahalle başkanına gitmek

zorunda kalır. Başkan, oğlanın kimliğini

doğrulamak için bir belge istemiştir. Belgenin

geçerliliği, cumhuriyetin ilk yıllarındaki

yasalarda yer alır. Erkek, bu yasaların sadece

bazı insanlar için geçerli olduğunu fark eder.

Çocuk, belgenin üstündeki imza ile kendi

babasını tanır. Ama bu imza, o dönemdeki bir

siyasetçiye aittir. Erkek, bu durumu anlayıp

çocukla konuşur. Çocuk, babasının ölümünü kendi

gözlerinden görmediğini, sadece anlattıklarını

bildiğini söyler.

Erkek, çocukla birlikte şehre doğru yola çıkar.

Şehir, cumhuriyetin yeni başkenti olmak üzeredir.

Burada, çocuk, eski bir aileyle karşılaşır. Aile,

oğlanın kimliğini kanıtlayan bir kitap taşır.

Kitap, oğlanın babasının cumhuriyetin

kurulmasıyla ilgili gizli bir rolü olduğunu

gösterir.

Erkek, çocukla birlikte bu bilgiyi paylaşır. Ama

bu bilgi, aile içi çatışmalara yol açar. Çocuğun

gerçek kimliği, ailenin diğer üyelerince

reddedilir. Erkek, çocukla birlikte şehirden

uzaklaşmaya karar verir.

Erkek, çocukla birlikte bir trenle gider. Tren,

eski bir yol boyunca seyahat eder. Çocuk, trenin

içindeki bir pencereden dışarı bakarken, eski

bir köprüyü görebilir. Köprü, oğlanın babasının

öldüğü yerdir. Erkek, bu köprüyü geçerken

çocukla konuşur.

Çocuk, erkeğe anlatır: "Benim kimliğim, sadece

benim değil. Onlar da bana ait." Erkek, bu sözü

duyunca, çocukla birlikte köprüden geçer.

Köprüden geçerken, çocuk, eski bir ses duyabilir.

Ses, oğlanın babasının sesidir.

Erkek, çocukla birlikte köprünün sonuna ulaşır.

Köprünün sonunda, bir mezar taşına rastlar.

Taşın üzerindeki isim, oğlanın babasının ismidir.

Erkek, çocukla birlikte mezarın başına gelir.

Çocuk, mezarın başına koyduğu bir çiçekle dua

eder.

Erkek, çocukla birlikte köprüden ayrılmaya karar

verir. Tren, eski bir yoldan uzaklaşır. Çocuk,

erkeğe sorar: "Biz nereye gidiyoruz?" Erkek,

"Yeni bir hayat," der.