Yeni doğan Cumhuriyet’in İstanbul’unda, bir
asker silahını elinden düşürür. Silahın
dibindeki mektup, bir hanımefendinin imzasıyla
kapatılmıştır. Mektup, oğlu için bir sözleşmeli
nikah teklifi içerir. Askere ait olmayan bu
mektup, onu başka bir dünyaya sürükler.
Bir gecede, asker evine döner. Babası, bir
babaevi sahibi olarak, onunla bir evlilik konusu
konuşur. Evlilik, yalnızca kurtuluş değil, bir
kara planın başlangıcıdır. Babası, askeri bir
kaza ile ölen bir dostun kızını alır. Bu evlilik,
bir mafya ailesiyle olan borçları silmek için
kullanılır.
Asker, gizli bir evlilik yapar. Eşi, bir yabancı
ülkeden gelmiş, ama bilinçsizce kendi ailesine
karşı gizli bir savaş taşır. Evlilik, sadece bir
sözleşme değildir. Aşk, bir zorunlulukta bile
büyür.
Eşin ailesi, askerin babasının eski
rivayetlerini öğrenir. Bir hazine, bir şöhret,
bir anayasa. Bu hazine, Cumhuriyet’in
kurulumundan kalma bir gizdir. Asker, bu gizli
varlığı açığa çıkarırken, kendi ailesiyle de
çatışır.
Sınıf farkı, asıl bariz hale gelir. Asker,
eşinin ailesine karşı bir itirafta bulunur. Bu
itiraf, onların gücünü kırmak için yapılmaz.
Onun için, bir adaleti yeniden inşa etmek için
yapılır.
Aşk, bir sevgi değil, bir dayanışmadır. Asker,
eşini kurtarmak için, kendi hayatına dair bir
risk alır. Bu risk, bir mafya patronuyla yüz
yüze gelmesini gerektirir. Patron, onu bir kral
gibi görür. Asker, kralın emriyle bir hazineyi
ele geçirmelidir.
Hazine, bir kara parola içerir. Bu parola,
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bir devletin
yaratılması için kullanılmıştır. Asker, bu
parolayı açıkça verir. Parola, bir sonraki
kongrede tartışılacak bir meseledir.
Umutlu bir son, bir karanlık yolun sonuna
ulaşılır. Asker, eşini kurtarır. Aşk, sınırları
aşar. Sınıf farkı, bir engel olmaktan çıkar.
Cumhuriyet’in yeni bir dönemi başlar.


