Yeni Cumhuriyet’in ilk on yılında, İstanbul’un

kalbindeki eski bir villada oturan tutkulu

sanatçı, bir davetle karanlık bir işe karışır.

Devletin yeni kurduğu şirketler ağına katılmak

için istenilen şifre, yalnızca resimlerde

saklıdır. Sanatçı, bu şifreyi çözmek zorunda

kalır.

İlk adım, şehirdeki eski binaların temelinde

gizlenmiş anıtların bulunduğu bilgisini

öğrenmektedir. Bu anıtlar, bir zamanlar

Osmanlı’ya ait olan bir mimari mirasın

parçasıdır. Ancak Cumhuriyet dönemi, bu mirası

yeniden şekillendirmek istemektedir. Sanatçı, bu

değişimin altında yatan sihirli bir sistem

keşfeder: her anıt, bir şirketin sahibi gibi

davranır; sadece belirli kişiler tarafından

anlaşılır.

Sanatçı, bu sistemin içindeki kader çizgilerini

çözerken, ailesinin geçmişindeki gizemleri de

ortaya çıkarır. Babası, bir zamanlar bu sistemle

ilgili bir görevde bulunmuştu. Ancak o, sistemin

gerçek gücünü öğrenince kaçmış ve kaybolmuştur.

Sanatçı, babasının kayıp eserlerini ararken, bu

eserlerin aslında şirketlerin kontrolünde

olduğunu fark eder.

Şirket Entrikası, artık sadece finans değil,

aynı zamanda bir dizi kaderi birleştiren bir

mekanizmadır. Sanatçı, bu mekanizmada yer almak

için kendisini zorlu bir testin önüne getirir.

Sistem, onun yeteneklerini ölçerken, aynı anda

onun ailesinin geçmişini de ele verir. Bu testin

sonucu, onun hayatında büyük bir dönüşüm doğurur.

Sonuçta, sanatçı, sistemin içinde kalmak ya da

onu yıkmak arasında karar verir. Ama bu karar,

sadece ona değil, tüm şehire etki eder. Yeni bir

kader çizgisi, onun elinden doğar.