Bir kış gecesi, İstanbul’un iç kesimindeki eski
bir semtte, bir genç kızın elinde karanlık bir
zarf bulunur. Zarf, babasının bir mafya
lideriyle olan eski bir anlaşmaya dair belgeler
içerir. Kadın, bu bilgiyi bir zamanlar onun
ailesine yardım eden bir asker kuzeniyle
paylaşır.
Asker kuzeni, bu belgeleri kullanarak babasının
kara hesaplarını açığa vurmak istemektedir.
Ancak, bu bilgi, o dönemdeki güçlü siyasi
grupların gözünde bir tehdit haline gelir. Bir
gece, kadın evinden kaçarken yakalanır ve bir
mafya evine götürülür.
Mafya lideri, onu bir "şartlı nikah"la
bağlamak
ister. Kadın, bu niyeti reddeder. Bunun üzerine,
asker kuzeni, olayları kontrol etmeye çalışırken,
babası tarafından gizli bir operasyonla silinir.
Kadın, bu anlamsız kaybın arkasında sadece bir
şey bulur: babasının yıllar önce bir dostuna
vermiş olduğu bir söz.
O söz, bir tarihte tanımadığı bir kişiye
verilmiş ve o kişi, aynı mafya lideridir. Kadın,
bu ilişkiyi açığa vurmak için kendi hayatını
riske atar. Mafya lideri, onunla yüzleşir ve
şantajını artırır. Kadın, bu tehdidi karşılamak
için bir yol arar.
Bir gün, bir köprüde, kadın, mafya lideriyle
karşılaşır. Onun önünde, babasının son emri olan
bir mektup vardır. Mektup, bir cesetle beraber
bulunur. Kadın, bu cesedin babasının dostu
olduğunu fark eder. Bu, olayın gerçek anlamını
değiştirir.
Mafya lideri, kadının bu bilgiyi kullanma hakkı
olmadığını söyler. Kadın, bu durumda bir seçim
yapar: hayatına devam etmek veya ailesinin
gizlerini ortaya çıkarmak. Sonunda, kadın,
cesedi polise teslim eder.
Mafya lideri, bu hareketin sonucunu görecektir.
Kadın, artık yalnızca kendi hikayesini yazmaya
başlar.


