Kadın, bir gece sokakta silah sesleriyle korkuya

kapılır. Gözlerini açtığında, bir polis memuru

onu korurken bulur. Kadın, evine döndüğünde,

annesinin ısrarla "sana bu kadar şans

verilmez"

dediğini hatırlar. O gün, babası kaybolur.

Sert Polis, kadının ailesine ait bir arşivdeki

belgeleri inceler. Annesi, babasının bir

zamanlar devletin gizli bir dosyasına imza

attığını bilir. Kadın, anneye "sen ne biliyorsun?

" diye sorar ama cevap yoktur. Polis, o

belgeleri yakar.

Kadın, bir mektup bulur. Mektupta, babasının

1930'da bir şehirde çalıştığını, ancak sonra

kaybolduğunu yazılır. Polis, o dönemdeki "Yerel

Güvenlik Yasası"na dayanarak, kadını gözaltına

alır. Yasaya göre, her vatandaşın 24 saat içinde

kimlik kontrolüne tabi olmak zorundadır.

Kadın, polisin arka sokakta bir kafeye götürülür.

Orada, bir başka kadın onu tanır. Kadın, "Sen de

mi?" diye sorar. Kadın, "Benim babam da aynı

şeyi yaşadı," der. Onlar, birbirlerine

"Sadakat

sınavı" adını verirler. Bu, bir ailenin geçmişte

kaybettiği hukukun adıdır.

Polis, kadının annesini arar. Annesi, "Oğlumun

kaybolması için bir suç yoktu," der. Polis, bu

sözü işler. Kadın, anneye "Sen biliyordun!

" diye

bağırmak ister ama susar. Polis, kadını bir daha

gözaltına alır. Bu sefer, bir mahkeme kararıyla

tutuklanır.

Kadın, mahkemede durur. Polis, onun babasının

eski dosyasını gösterir. Dosyada, bir cinayet

şüphesi olduğu yazılır. Kadın, bu cinayeti

kendisinin yapmadığını söyler. Polis, "Senin

ailenin yasaları körükledi," der. Kadın, bir

anlığına korkar.

Sonra, polis, kadının annesinin bir evrakı

çıkarır. Evrakta, babasının 1935'te bir mahkeme

kararına rağmen, olaydan sonra özgür

bırakıldığını yazılır. Kadın, anneye "Neden bize

bunu söylemedin?" diye sorar. Annesi,

"Hayatımızı yeniden kurmamız gerekiyordu,

" der.

Kadın, polisi öldürmek istemekle kalmaz. Polis,

onun evine gelir. Kadın, polisin elindeki bir

kâğıt parçasını görür. Kâğıtta, babasının

ölümünden sonra, ailenin yeni bir adalet sistemi

kurduğu yazılır. Kadın, polisi öldürür. Ancak,

polis ölmekten önce, "Senin ailenin yasaları

sana yetmiyor," der.

Kadın, polisin cesedini bir kuyuya atar. Sonra,

anneye "Bizim aile yasaları artık bizi korumuyor,

" der. Annesi, "Bunu bilmiyorduk,"

der. Kadın,

bir anlık hüzünle bakar. Sonra, karanlıkta

yürümeye başlar.